3.KONU:TARİHİN FAYDALANDIĞI BİLİM DALLARI
1)Coğrafya:Her tarihi olay belli bir cografi mekanda meydana gelen tarihi olaylarına oluşumu esnasında iklim yeryüzü şekilleri ekonomik faliyetleri konum vb. cografi faktörler etkili olur.
2)Arkeoloji:Arkeoloji kazı bilimidiriözellikle yazılı kaynakların omadıgı dönemlerin aydınlanması amacından önemlidir.
3)Antropoloji:İnsan ırklarını inceleyen bilim dalıdır.İnsanın iskelet kafatası gibi fiziki yapısıdır.
4)Etnografya:Bu bilim toplumların yaşayış gelenek örf ve adetleri inceler.
5)Hukuk:Hukuk toplu halde yaşayan insanları birbiriyle ve devlette ilişkinlerin düzenleyen kurallarına hukuk denir.
6)Edebiyat:Edebiyat duyu ve düşüncelerine söz veya yazı ile etkili bir biçimde anlatma sanatıdır.
7)Felsefe:Felsefe akıl ve mantık ilkelerine uygun düşünmeyi esas olan bilimdir.
8)Edebiyat:Eski yazıların olunmasına saglayan bu yazıların tür şekillerini inceleyen bilim dalıdır.
9)Epigrafi:Epigrafi anıtlar üzerindeki tabelaları ve yazıları inceleyen bilim dalıdır.
10)Sosyoloji:Sosyoloji genel olarak toplumu inceleyen bir bilimdir.
11)Filoji:Filoji dünyada var olmuş ve var olan dillerdir.
12)Diplomatik:Belgeleri (ferman,siciller,antlaşmalar) şekilde içerik bakımında degerlendirilen bilim dalına Diplomatik denir.
13)Numiz Matik: Devlet hükümler devletin mali gibi konularda tarihceye önemidir.
14)İstatiksiz:İstitaksiz belirli bir ama için veri toplu özetleme sonucları yorumlarına özelliksiz arasıdanki ilşikiyi araştırma konularda gelecege ilişkindir.
15)İstatik:Gelirli bir ama veri toplama topla grafikleri özetleme sonuclarıdır.
16)Ekoloji:Canlıların birbirlerine ve çevresiyle ilişkinlerine inceleyen ve dayanagı korumasıdır.
17)Kimya:Ele geçen eserlerin hangi döneme ait oldugu belirlenmesinde kimya bilimi tarihte yardımcı olur.
18)Sanat Tarihi:Sanat tarihi kısmen arkolojinde metotları kullanarak gelişme göstermiş bir bilim dalıdır.
Tarih Sitesi
9 Ekim 2012 Salı
2.KONU:TARİH YAZICILIĞI
2.TÜRKLERDE TARİH YAZICILIĞI
a.Osmanlı Döneminde Tarih Yazıcılığı
Osmanlı Devleti'nde tarih yazıcılığı, devlet politikası doğrultusunda yöneticilerin hayatları, başarıları, siyasi ve askerî olayların anlatılması şeklinde bir gelişme göstermiştir. Osmanlı tarih yazıcılığındaki temel amaç, devletin başarılarının gelecek nesillere aktarılmasıdır. Bununla birlikte devletin uygulamalarına yönelik, sonradan ortaya çıkabilecek iddia ve taleplere karşı bir kanıt oluşturmaktır. Osmanlı Devleti XVIII. yüzyılda, idari, siyasi ve toplumsal alanlarda olduğu gibi tarih felsefesi ve yazıcılığı konusunda da Avrupa'dan etkilenmiştir. Bunun sonucunda Osmanlı tarih yazıcılığının en önemli unsurlarından biri olan vakanüvislik, XVIII. yüzyılın başlarından itibaren ön plana çıkmıştır. Osmanlı merkez teşkilatında devlet tarihçisi olan vakanüvisler, kendilerinden önce yazılan olayları derlemişler ve görevli bulundukları dönemin olaylarını kaydetmişlerdir. Osmanlı Devleti'nde vakanüvislerden önce olayların kaydını "şehnameci" adı verilen görevliler tutmuştur. İlk vakanüvis Halepli Mustafa Naima Efendi'dir. Naima Efendi, tarihin sadece olaylar dizisinden ibaret olmadığını belirterek belgelerin dışında sosyolojik yorumlara yer verilmesini ileri süren bir tarihçilik anlayışını benimsemiştir. Vakanüvislerin eserleri dışında yazılmış Hoca Sadeddin Efendi, Aşık Paşazade, Oruç Bey, Behişti, Peçevî, Selanikî ve önemli bir devlet adamı olan Ahmet Cevdet Paşa'nın da tarihleri vardır.
YAVUZ SULTAN SELİM:
Dürüst düşünceli, değerli hükümdar Sultan Selim yeryüzüne düzen verme kaygusunu kendisine dert edinmiş bulunuyordu. Padişah hazretlerinin esenlik getirecek buyruklarına uymayı da kendi mutluluğunun temeli saymakta idi. Saltanat törelerine göre davranışlarını düzenlemeyi de âdet edinmişti. Trabzon sancağı haset gönüller gibi daracık, her yanı dağlarla çevrili bir sancaktı. Bundan başka taht kentinden ve padişahın gözünden ırakta bulunmaktaydı. Sultan Selim bunca zaman uc boyu sayılan bu ilde kalmış sesini çıkarmadan yaşayıp gitmişti. Onurlu şehzade, Burak'ı andıran şimşek hızında bir ata, şan ve devletle binerek padişah babasının elini öpmek şerefine, Tanrının desteğini sağlamada aracı ve sonsuz lutuflarının bağı bilip ol Sidre değerindeki otağa doğru göm ve görkemle salınmış, ol kulu makamı ziyarete eteklerini toplayıp yürümüştü. Yaya ve atlı kapu halkı da önünce düzülüp gereken hizmeti görmek üzere eteklerin bellerini bağlamışlardı. Bab-ı hümayuna yaklaşacak Yeniçeri bölüğü iki yanda saf tutarak geçerli töreleri gereğince, selamlayıp onurlama törenini yerine getirdiler.
b. Cumhuriyet Döneminde Tarih Yazıcılığı:
Cumhuriyet Döneminde yeni tarih anlayışının ortaya çıkmasında Atatürk'ün büyük rolü olmuştur. Atatürk'ün tarihe olan ilgisi okul yıllarına dayanır. Çanakkale Cephesi'nde üstlendiği görevleri içeren "Arıburnu Muharebeleri Raporu" adlı eserinin ilk kelimesi "tarih"tir. O, eserini gelecek kuşaklara doğru bilgi aktarmak için kaleme aldığını belirtmiştir. Atatürk, yaptığı inkılapları halka ve Meclise anlatmak için sık sık tarihin tanıklığına başvurmuş ve bu sayede muhaliflerini ikna etmiştir. Atatürk, Anadolu ve Türk Tarihi ile ilgili gerçeklerin gün ışığına çıkarılmasına yardımcı olmak amacıyla şu sorulara cevap verilmesini istemiştir: Türkiye'nin en eski yerli halkları kimlerdir? Anadolu uygarlıkları nasıl ve kimler tarafından oluşturulmuştur? Türklerin dünya tarihindeki yeri nedir? Türklerin İslam tarihinde rolü ne olmuştur? I.Türk Tarih Kongresinde Türk tarihçileri Atatürk'ün çizdiği ana hatlar üzerinde çalışmalar yapmışlar ve kongrede yukarıdaki sorulara cevap aramışlardır. Bu çalışmalar sonucunda ortaya Türk tarih tezi çıkmıştır. Osmanlı tarih yazıcılığının mirası olan İslam merkezli tarih yorumlarına alternatif olarak 1930'larda ortaya çıkan bu tez, Türklerin dünya uygarlıklarının gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu kanıtlamayı amaçlamıştır. Atatürk'ün 1931'de kurduğu Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin amacı Türk, İslam ve dünya tarihini incelemek ve elde edilen sonuçları her türlü yolla yaymaktır. Kurum bu amaçlarını gerçekleştirmek için anma törenleri, konferanslar, seminerler, kongreler düzenlemekte, kazılar yaptırmakta; Türk ve Türkiye tarihine ait kitaplar yayımlamaktadır.
2.KONU: TARİH YAZICILIĞI
1.TARİH YAZICILIĞININ GELİŞİMİ
Tarih Yazıcılığının Gelişimi: İnsanlar, çeşitli alanlarda edindiği tecrübeleri gelecek nesillere aktarma ihtiyacı duymuştur. Bundan dolayı kendileri ile ilgili çeşitli konuları yazılı hâle getirmişlerdir. Hititlerde anallar (yıllıklar), Kök Türklerde kitabeler, Osmanlılarda vakayinameler, Ruslarda kronikler tarih yazıcılığına örnek gösterilebilir. İnsanların olayları kaydetme ihtiyacı tarih yazıcılığını ortaya çıkarmıştır. Ancak tarih yazıcılığı insanların ihtiyaçlarına, beklentilerine, dönemin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel özelliklerine göre değişiklik göstermiştir. Bunun sonucunda farklı tarih yazım ve kuramları ortaya çıkmıştır. Bunun temel sebebi, insanların zaman içerisinde düşünce ve ihtiyaçlarında meydana gelen değişikliklerdir.
HİKÂYECİ TARİH YAZICILIĞI: İlk olarak Eski Yunanda MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Heredotos (Heredot) yazdığı Tarih (Historia) bu türün ilk örneğidir. Bu tür tarih yazıcılığında hikâye ve efsanelerle dolu bilgiler nakledilir. Genellikle yer ve zamandan bahsedilmekle birlikte sebep ve sonuç ilişkileri üzerinde çok durulmaz. Ancak Heredot, olayları peşpeşe sıralamakla kalmayıp onları bir düzen içerisinde aktarmıştır. XVIII. yüzyıla kadar Avrupa ve İslam dünyası tarihçiliğinde bu tarzda kaleme alınan eserler vardır.
ÖĞRETİCİ TARİH YAZICILIĞI: Öğretici tarzda eser veren tarihçiler, mensup oldukları toplumu harekete geçirerek millî birlik ve ahlakî değerleri geliştirmeyi istemişlerdir. Bu tarz tarih yazıcılığında f topluma fayda sağlamak amaçlanır. Bu tarzın ilk temsilcisi Thukydides (Tukidides)'tir. Büyük yenilgileri takip eden zamanlarda ya da toplumun fikir yönünden birlik içinde olmadığı dönemlerde bu eserler ilgi çekmiştir. Özellikle Avrupa'da ve Türkiye'de XIX. yüzyıla kadar bu tarih yazıcılığı devam etmiştir.
ARAŞTIRICI TARİH YAZICILIĞI: Araştırıcı tarih yazımı yüzyılda doğmuştur. Bu tarz tarih yazıcılığında tarihî olaylar tek bir sebebe dayandırılmamış, dönemin toplumsal, ekonomik, siyasi, dinî, kültürel yapıları ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Bu tür tarih yazıcılığında tarih olaylar kaynaklara dayalı olarak araştırılır ve başvurulan kaynaklar oluşturulan eserde dipnot olarak belirtilir. Ayrıca eserlerde araştırıcı tarih yazıcılığında olayların gelişimi, yeri, zamanı, sebep ve sonuçları ve bunlar arasındaki ilişkiler bir bütün olarak değerlendirilmiştir.
1.ÜNİTE TARİH BİLİMİ
1.KONU: TARİH BİLİMİNE GİRİŞ
TARİHİN TANIMI: Tarih, geçmişte yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini yer ve zaman belirterek, sebep sonuç ilişkisi kurarak, belgelere dayalı inceleyen bilimdir.
TARİHİN KONUSU NEDİR? : Geçmişte yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetidir.
TARİH ANLATIMINDA YER VE ZAMANIN ÖNEMİ NEDİR?
1)- Yer ve zamanın belirtilmesiyle olayın gerçek olup olmadığını anlarız.
2)- Olayın geçtiği yer ile olayın meydana geldiği zaman dilimi o olayın sebep ve sonuçlarını belirlememizde gereklidir. Çünkü o yerin iklimi, yaşam şartları, madenleri, o zaman içindeki nüfusu, o zaman içindeki toplumsal değerler olayın meydana geliş sebeplerini oluşturabilirler.
SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİNİN ÖNEMİ NEDİR?
Bütün olaylar bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. her olay kendisinden önceki olayın sonucu, kendisinden sonraki olayın sebebidir. Önceki olayı bilmezsek, sonraki olayı kavrayamayız.
Olay Nedir? Olgu Nedir?
Olay: İnsanları ilgilendiren sosyal, ekonomik, kültürel, dini ve benzeri alanlarda meydana gelen oluşumlardır.
Olgu: Oluşum süreci içinde ya da başka bir şeyin belirtisi olarak gözlemlenmiş olaylardan ibarettir. Birçok olayın aynı yönde sonuçlar vermesidir. Olgu yüzyıllar boyu meydana gelen olayların ortak sonucudur. Bir anda olmaz, bu olay olur.
Örnek: Anadolu’nun Türkler tarafından fethi olaydır. Miryakefalon Savaşı olaydır. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, Anadolu Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu, Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Savaşı birer olaydır. Anadolu’nun Türkleşmesi tüm bu olayların ortak sonucudur ve bir Olgu’dur.
Tarih Felsefesi Nedir?
Tarihi tecrübeleri günümüz meselelerinin çözümü için yeniden yorumlamaya Tarih Felsefesi denir.
Dünyada ilk tarih felsefecisi İbn-i Haldun’dur.
Avrupa’da ilk tarih felsefecisi Makyavelli’dir.
Tarihimizi Öğrenmenin Gerekliliği:
Türk milleti tarihin en eski ve en köklü milletlerinden biridir. Türkler; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına yayılan devletler kurmuşlardır. Bu bölgelerde Türk dilinin, Türk sanatının, Türk kültürünün izleri bugün bile sürmektedir.
MÖ III. yüzyılda Hunlarla başlayan Türk Tarihi günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Tarihimizi iyi öğrenmekle;
Vatan, Millet sevgimiz gelişecektir.
Millet olarak geleceğe daha güvenle bakabilecek duruma gelebiliriz.
Tarih Biliminde Yer ve Zamanın Önemi:
Yer ve zamanın belirtilmesiyle olayın gerçek olup olmadığını anlarız.
Olayın geçtiği yer ile olayın meydana geldiği zaman dilimi o olayın sebep ve sonuçlarını belirlememizde gereklidir. Çünkü o yerin iklimi, yaşam şartları, madenleri, o zaman içindeki nüfusu, o zaman içindeki toplumsal değerler olayın meydana geliş sebeplerini oluşturabilirler.
Tarih Biliminde Sebep-Sonuç İlişkisinin Önemi:
Tarihte, bütün olaylar bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. Her olay kendisinden önceki olayın sonucu, kendisinden sonraki olayın sebebidir.
Önceki olayı bilmezsek, sonraki olayı kavrayamayız.
Tarih Biliminde Olay ve Olgu Kavramları:
Olay, insanları ilgilendiren, sosyal, siyasal ve dînî alanlarda meydana gelen, başlangıcı ve bitişi beli olan gelişmedir.
Olgu, aynı özellikteki tarihi olayları kapsayan ve belli bir süreci ifade eden genel bir kavramdır. Meselâ:
Olay > Anadolu'nun Türkler tarafından fethi
Olgu > Anadolu'nun Türkleşmesi
Olay > Amerika'nın keşfi
Olgu > Sömürgeciliğin başlaması
TARİHİN TASNİFİ (SINIFLANDIRILMASI)
1)- Zamana Göre Sınıflandırma:
Tarihin çağ veya yüzyıllara bölünerek incelenmesidir.
Çağlara Göre: İlk Çağ Tarihi, Orta Çağ Tarihi, Yeni Çağ Tarihi, Yakın Çağ Tarihi, Bilgi Çağı Tarihi
Yüzyıllara Göre; 15. yy Tarihi, 1. yy Tarihi, 13. yy Tarihi, gibi
2)- Mekana (Yer) Göre sınıflandırma:
Tarihi olayların yani tarihin bir coğrafyayla, bir bölgeyle, bir yerle sınırlandırılmasıdır.
Örnek: Türkiye Tarihi, Avrupa tarihi gibi.
3)- Konuya Göre Sınıflandırma:
Tarihin bir konuyla sınırlandırılmasıdır.
Örnek: Tıp Tarihi, Sanat tarihi gibi
Tarihi Neden Sınıflandırıyoruz?
Tarihi Zamana, Mekâna ve Konuya göre sınıflandırmamızın nedeni öğrenmeyi, öğretmeyi, araştırmayı kolaylaştırmaktır.
Tarih Biliminin Yöntemleri:
Tarihi olayları araştıran bir tarihçi sırasıyla aşağıdaki yöntemleri uygular.
1)- Kaynak Arama (Tarama):
Önce olayla ilgili kaynaklar aranır.
Kaynaklar 2′ye ayrılır:
1- Ana Kaynaklar (Birinci el kaynaklar): Olayın geçtiği döneme ait kaynaklardır.
a- Yazılı Kaynaklar: Kitabeler, fermanlar, kanunlar, mahkeme kayıtları, noterlik yazıları, gazeteler, dergiler vb…
b- Sözlü Kaynaklar: Evler, kaleler, tapınaklar, heykeller, silah, eşyalar, destanlar, efsaneler, fıkralar, atasözleri örf ve adetler vb…
c- Arkeolojik Kalıntılar:
d- Görüntülü-Sesli Kaynaklar:
2- İkinci El Kaynaklar: Ana kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan kaynaklardır. Olaydan çok sonraki bir zamanda 1. Elden kaynaklardan yararlanarak hazırlanan kaynaklardır. Mesela; bir konuyla ilgili yapılan araştırmalar, makale, kaynak kitap, ansiklopedi, belgesel gibi.
2)- Tasnif (Sınıflandırma)
Tasnif (Sınıflandırma): Elde edilen bilgiler zamana, mekâna ve konuya göre tasnif edilir.
Karşılaştırma yapılarak bilgiler bu yönde incelenir.
3- Tahlil
Tahlil (Analiz=İnceleme) : Kaynaklardan elde ettiğimiz bilgiler güvenilir mi?
4- Tenkit
Tenkit (Eleştiri):Elde edilen bilgilerin işe yarayıp yaramadığı, hangi bilgilerin kullanılacağı belirlenir.
5) Sentez (Birleştirme):
Kaynaklardan elde edilen bilgiler düzenlenip yazılması safhasıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)